Hakan Yılmaz: ”Bugün kalan ömrümün ilk günü”...

Ünlü oyuncu Hakan Yılmaz tiyatro oyunu için şehrimizdeydi. Fırsatı kaçırmadık ve kendisiyle samimi bir röportaj yaptık. D.M: Hakan bey sizi tanımayan yok ama adet yerini bulsun kabilinden kendinizden bahseder misiniz? Hakan Yılmaz: Oyunculukla hayatımızı kazanmaya devam ediyoruz. Kendi açımdan dünyanın en güzel mesleğini yapıyorum, yani bir daha dünyaya gelsem yine oyunculuğu isterim. Çünkü farklı meslek gruplarını canlandırabilme şansım var tek meslek altında. Şimdi yeni işimde bir mali müşaviri oynayacağım. Keyifli bir iş yapıyorum. Allah sağlık verdiği sürece de ömür boyu yapmaya çalışacağım. D.M: Söz karakterlerden açılmışken canlandırdığınız karakterler içerisinde sizin için ayrı bir yeri olan var mı? H.Y: Aslında hepsi benim için aynı. Benim çocuğum gibi onlar. Benim için köşe taşı karakterler var. Mesela benim ilk 99 yılında yaptığım “Ayrılsak da Beraberiz” benim için çok önemlidir. Orada kamera önünde oyunculuğu öğrendim diyebilirim. Çok değerli ustalarla çalıştık. Ondan sonra Giresun’ da “Uy Başıma Gelenler” diye bir sinema filminde oynadığım rol benim için önemli karakterlerdendir. “Yahşi Cazibe” zaten sağ olsun insanlar beni çok seviyordu ama o daha o sevginin üstüne sevgi katmasına vesile oldu o karakter. D.M: Bu kadar seviliyor olmayı neye bağlıyorsunuz? H.Y: Bunu ben kendim adlandıramıyorum yani insanlar seviyor çok güzel bir duygu, seviliyor olmak kadar güzel bir şey var mı? Bir de sevilmemek vardı, sevilmeyen bir insan da olabilirdim herhalde. Sevilmemeyi neye bağlıyorsunuz diye bir soru da olabilirdi…( Kahkahayı basıyoruz). Benim annem babam, biz üç kardeşiz. Bizi öyle yetiştirdi. İnsan olun dedi, insanları ayırmayın sınıf farkı gözetmeden insanları sevin diye yetiştirdikleri için ben öyle seviyorum insanları. Demek o gözle bakıyorum ki insanlar da beni seviyor. Ya da canlandırdığım karakterler insanların bir yerlerine dokunuyor ki, kendilerinden bir şeyler buluyorlar ki herkes, seviyorlar sağ olsunlar. D.M: Ailenizden bahsettiniz, ailenizden öğrendiğiniz en iyi hayat dersi ? H.Y: Annemle babam bana her zaman ara ara özlü sözler...

Üstün Dökmen: “Adım varsa, elim var altında!...

Küçük Şeyler Anaokulları kurucusu Prof. Dr. Üstün Dökmen, Diyarbakır Küçük Şeyler Anaokulu’ nun davetlisi olarak özel bir seminer vermek üzere şehrimize geldi. Diyarbakır Küçük Şeyler Anaokulu Kurucu ortakları Akif Sağır, Ümit Güneş ve Hünkar Akan’ la Küçük Şeyler Anaokulu inşaat alanında ve Simya Koleji’ nde incelemelerde bulundu. Diyar Magazin Gazetesi olarak fırsatı değerlendirme gibi bir özelliğimiz var. Yoğun programı içerisinde Prof. Dr. Üstün Dökmen’ le kısa bir röportaj yaptık. Küçük Şeyler’ i bizzat kendisinden dinlemeye ne dersiniz? Prof.Dr. Üstün Dökmen: Bundan 11 sene önce ilk Ankara’ da kuruldu Küçük Şeyler Anaokulu. Hızla gelişti, bu kadar gelişeceğini tahmin etmiyorduk. Şu anda ülkemiz sathında farklı şehirlerde toplam 46 tane Küçük Şeyler Anaokulu var. 47.si Diyarbakır’ımızda açılıyor. 48.si Edirne’ de açılacak. Bu kadar sürede Türkiye’de 48 tane anaokulu olarak Türkiye’deki anaokulculuğunda tek ciddi zincir. Mesela 50 tane okul var, 150 tane olan var Türkiye’de. Her biri farklı illerde kendi meşrebine göre program yapıyor.  Birbirinden bağımsız. Bizim bütün okullarımızda merkezi program uygulanıyor. Merkezi sistemle Ataşehir’ den şu an faal olan 46 okulun önümüzdeki hafta uygulayacağı program her hafta çarşamba akşamı tüm Türkiye’ ye gönderiliyor. Ankara’ da, İstanbul’ da İzmir’ de, Antalya’ da Bursa’da öğretmenler alıyor merkezden gelen programı, perşembe, cuma, cumartesi, pazar çalışıyor. Pazartesiden cumaya bir hafta o programı uyguluyor. Öğretmenlere eğitim merkezden yapılıyor. Diyarbakır şubesini gezin Ankara, İzmir, Bursa, Antalya’ daki Küçük Şeyler’ i gezmiş gibi olursunuz. Ne var? James materyalleri var, ne işe yarar bunlar? İlkokuldaki matematiğe hazırlıyor, oyuncak. Bal gibi oyuncak. Ama matematiğe hazırlıyor. İşte anti bakteriyel halılar var, odada belli köşeler var. Burada ev oyuncakları, burada mutfak oyuncakları, belli bir düzen içinde. Yemek listesi aynı. Yani bir pazartesi günü Adana Küçük Şeyler ne yerse, inşallah önümüzdeki yıl Diyarbakır Küçük Şeyler’ de aynısını yiyecek. Diyarbakır’ da oturuyor diye kaburga dolması yemek yok, Adana’ da oturuyor...

Diyarbakır İyi Giyinmeyi Seviyor!...

1960’ lı yıllarda Türkiye’ ye getirdiği hazır giyim anlayışıyla erkek giyim sektörünün kurucusu olan İGS,  tasarım, üretim ve mağazacılık birimleriyle tamamen yenilenerek girdiği yapılanma süreciyle, sektör liderliğini sürdürmeye devam ediyor. Diyar Magazin Gazetesi’ ne konuşan Diyarbakır İGS Mağazaları sahibi Sıddık Pamuk; “Tekstil sektöründe 15 yıla yakın zamandır farklı markalar bünyesinde bayilik yaptım. İGS ile olan yolculuğumuz Ceylan Karavil Park AVM’ de başladı. Gördüğü ilgi üzerine ikinci şubeyi Ncity Avm’ de, üç ve dördüncü şubelerimizi de Forum ve Mega Center Avm’ de açtık. İGS Diyarbakır olarak Türkiye genelinde İstanbul ve Ankara’ dan sonra en çok ciro üreten üçüncü il konumundayız. 1980’lerden bugüne spor ve klasik stillerde tasarlanan paltodan takım elbiseye, trikodan pantolona, gömlekten aksesuarlara kadar uzanan ürün çeşitliliğiyle erkek giyiminde moda çizgisini belirleyen İGS’ yi Diyarbakır’ da tüm bürokrat ve iş adamlarının gardırobuna koyduk. Şu anda Diyarbakır’ da klasik erkek takımlarında tercih anlamında ilk sıradayız,” dedi. Sıddık Pamuk sözlerine şöyle devam etti;” kalite konusundaki hassasiyeti, kumaş seçimlerindeki özeni ve tasarımlarında yakaladığı modern çizgisi sayesinde Türkiye’nin en saygın erkek giyim markası haline gelene İGS’ nin açılımını şahsen İyi Giyinmeyi Seven olarak yapıyorum. Bize bu ilgiyi gösteren Diyarbakır İyi Giyinmeyi Seviyor! Sıddık Pamuk Diyarbakır İGS Mağazaları...

Murat Aslan;” Bize gelip te zayıflamamak mümkün değil” May30

Murat Aslan;” Bize gelip te zayıflamamak mümkün değil”...

Güzelliğiniz için zayıflama, bölgesel incelme ve sıkılaşmış vücut kavramları gün geçtikçe daha da ön plana çıkmakta. Yapılan araştırmalar günümüz güzellik algısında; İnce bir vücuda sahip olma, sıkılaşmış basenler, sıkılaşmış kol ve karın bölgesi, fit görünüş kavramlarının öne çıktığını gösteriyor. Haliyle bu alanda hizmet veren merkezlerin de sayısının gün geçtikçe arttığına şahit oluyoruz. Peki doğru karar verme noktasında neredeyiz? Merak edilenleri işin ehline, yıllardır medikal güzellik alanında hizmet veren Uğur Medikal sahibi ve yöneticisi Murat Aslan’ a sorduk. Murat Aslan, Energy Fitness&Wellness bünyesinde açtığı bölgesel zayıflama, bölgesel incelme ve selülit azaltma merkezinde bölgesel zayıflama uzmanı Zeynep Dayan ile birlikte sorularımızı yanıtladı. D.M: Uğur Medikal olarak gelişim hikâyenizi kısaca özetler misiniz? Murat Aslan:  1997 Çukurova Üniversitesi Radyoloji Bölümü mezunuyum. 98’ de özel poliklinik açtım, sonra 99’ da medikale başlangıç yaptım. Uğur Medikal olarak 99’ dan bugüne sağlık sektöründe hizmet vermekteyiz.  16 yılı hastanelere medikal malzeme tedariki. Son üç yılda da güzellik merkezlerinin hem lazer epilasyon cihazları, hem de diğer geri kalan güzelliğe dair hangi cihaz varsa onların teminine yönelik çalışmalar yapıyoruz. Son iki aydır Energy Fitness &Wellness merkezinde bölgesel zayıflama ve selülit giderme konusunda bir çalışma başlattık. Energy Fitness &Wellness içindeki bölgesel zayıflama birimimizin dışında Peri Kızı Güzellik merkezimiz var. Hemen Ceylan Karavil Park AVM’ nin karşısında. Yine güzellik merkezlerine yönelik cihazlarımızı sattığımız showroomumuz Selahaddin Eyyubi yeraltı çarşısında bulunuyor. Biz aynı zamanda Mars adı altında epilasyon cihazları üreticisiyiz. Bu cihazların tüm Türkiye’ ye satışını yapmaktayız. Atölyemizde ayrıca galoş üretimi, katlanır sedye ve etajer imalatı da yapmaktayız. D.M: Merkezinizde nasıl bir hizmet veriyorsunuz? Murat Aslan: Biz insanların hayal ettikleri vücuda kavuşmalarını ve onların bu sayede mutlu olmalarını sağlamayı temel ilke edindik. Özellikle böyle bir alanda en yeni teknoloji ve tedavi metotlarını yerinde görmek, tıbbi raporlarını detaylı bir şekilde analiz etmek ve mevcut yöntemlerle yeni yöntemleri kombine edebilmek...

Gayrimenkulde akla gelen ilk isim; Özkan Emlak

İrem Özmen; ”en güzel daireler bizde” Yıllarca gayrimenkul sektöründe Öz Selim Emlak olarak adından söz ettiren Yavuz ve İrem Özmen çifti ile Necmi Özkan’ ın sahibi ve yöneticisi olduğu Özkan Emlak, Özkan Emlak çatısı altında büyük bir birlikteliğe imza atarak, iki şube olarak Lunapark arkası ve 50 metrelik yol üzerinde hizmet veriyorlar. Diyar Magazin Gazetesi olarak, Özkan Emlak işletmecilerinden Yavuz-İrem Özmen ve Necmi Özkan’ la emlakçılık sektörü ve firma çalışmalarıyla ilgili olarak gerçekleştirdiğimiz röportajı siz değerli okuyucularımızla paylaşmak istiyoruz. D.M: Yavuz Bey firma olarak sektöre girişiniz ve firmanın gelişim sürecinden bahseder misiniz? Yavuz Özmen:  Emlakçılık mesleği baba mesleği, kendimi bildim bileli bu sektördeyim. Daha öncesinde dedemiz müteahhitlik yapıyormuş. Yani göbeğim bu sektörde kesilmiş diyebilirim. Öz Selim Emlak olarak başladığım sektörde, daha sonra Özkan Emlak’ la birleştik. Şu an Necmi Özkan ile birlikte ortaklığımız var, Özkan Emlak çatısı altında faaliyet gösteriyoruz. Sektörün belli başlı isimlerinden olan iki gayrimenkul firması Öz Selim Emlak ve Özkan Emlak’ ın birleşimi büyük bir birliktelik oldu. D.M: Özkan Emlak olarak insanlara sıradan bir al-sat olayında aracılık etmekten farklı neler sunuyorsunuz? Sizi diğerlerinden farklı kılan özellikleriniz neler? İrem Özmen: Öncelikle gelen müşterilerimizin ne istediklerini anlamaya çalışıyoruz. Ne istediğini anladıktan sonra önüne tüm alternatifleri sunuyoruz. Biz bu alternatifleri sunarken en büyük referansımız güven. Bizim yanımıza gelen müşterilerimiz genelde bizden memnun kalan ve daha sonra akrabalarını, arkadaşını, eşini, dostunu getiren bir müşteri portföyümüz var. Dört tane emlak sitesinde üyeliğimiz var. İlanlarımızı buralarda yayınlıyoruz. İşlemlerimizde alıcı ve satıcıyı karşı karşıya getirdiğimiz ve sözleşme bazlı çalıştığımız için müşterilerimiz oldukça rahat ve güven içinde alım satımlarını gerçekleştiriyorlar. Daire satışı gerçekleştirildikten sonra genelde tüm işlemleri biz tamamlıyoruz. Biz sattık bitti, yapmıyoruz. Tapuyu alana kadar, tamamıyla memnun olana kadar en son imza atılana kadar müşterimizle beraber hep diyalog halindeyiz. Gerekirse yanında oluyoruz. Yanında olamasak da tapu dairesinde elemanlarımız var onlara yardımcı oluyorlar. Müşteri tam memnun olana kadar biz o işlemi sürdürüyoruz. Zaten geri dönütlerin olumlu olmasının sebebi bu. D.M: Misyonunuzun bir parçası olarak alıcı ve satıcıyı bir araya getirme noktasında, günümüzde giderek kalabalıklaşan Diyarbakır gayrimenkul sektörü içinde ne gibi problemlerle karşılaşıyorsunuz? Yavuz Özmen: Eskiye göre mimaride çok güzel yapılar ortaya çıkmaya başladı. Şu an gerçekten kaliteli işinin ehli insanlar tarafından güzel daireler yapılıyor ve bu bizim için büyük bir portföy oluşturuyor. Mimari ne kadar güzelse, ne kadar işçilik ve malzeme açısından kaliteli olursa satarken, “arkasında biz varız” sözünü daha güvenli şekilde söyleyebiliyoruz. Bu da bizim için büyük bir artı. Sektörün eksileri olarak; kontrolsüz şekilde çoğalan, merdiven altı tabir ettiğimiz gayrimenkul firmalarının vurgun politikaları sektörde ciddi problemlerle karşılaşmamıza neden oluyor. Hâlihazırda müşterilerin büyük çoğunluğu, mülk sahibinin mülkünün üzerinden, adil olmayan hizmet bedelleri alınmasından son derece rahatsızlar. Bunun yanı sıra birden fazla firmada satışa sunulan mülkün, firmalar arasındaki fiyat farklılıkları da sektöre olan güvensizliği artırıyor. Şeffaf olmayan hizmet bedelleri, yanlış fiyatlandırma politikaları, mülkü alacak olanı da satacak olanı da sektörden uzaklaştırmakta. Sektöre yasal düzenlemeler getirildikçe, sorumlulukların artması nedeni ile gayrimenkul değerlemesinden, sigortalamasına kadar birçok alanda işin uzmanlarına ihtiyaç duyulacaktır. Bu zincirleme işleyişte sistemin gerisinde kalan, niteliksiz firmaların sektör içerisinde ayakta kalması çok zorlaşacak. Aynı zamanda çoğalan bu şirketlerin bilgi ve donanım eksikliği, işe gereken önemi vermemesi, tabi ki zamanla kurumsal gayrimenkul şirketlerin daha ön plana çıkmasına, daha çok tercih edilmesine neden olacak. İlerleyen süreçte pazarlama stratejilerine daha fazla önem verilecek ve doğru fiyat üzerinden doğru alıcıya daha kısa sürede satış gerçekleştirmenin yolu sağlanacak. Rekabet o yöne doğru gidiyor. D.M: Özkan Emlak olarak çalışma ve etki alanınız hakkında bilgi verebilir misiniz? İrem Yavuz: Çalışma zeminimiz tüm Diyarbakır. Şu anda elimizde 300-400 tane daire var. Bunların hepsi bizim muhitimiz olan Lunapark arkasında değil. Bağlar Bağcılar’ da Göletli Park civarında, Havaalanı, Newroz alanı, Hamravat Evleri, Otogar kısmı, Yenişehir Fabrika mahallesinde de var,  Ofis’te de. Kayapınar zaten büyük bir bölge Diclekent, Gaziler ve Fırat Mahallesinin her yerinde dairelerimiz var. Dairelerle tabii ki sınırlı değil. Çok fazla tercih etmesek te arsa ve dükkan işi de yapıyoruz. Genelde daire al-sat işi yaparak ilerliyoruz. D.M: Bu sorumu da Necmi bey’ e yönelteyim....

Diyarbakır’ ın sanat güneşi; Murat Orgun...

Diyarbakır’ ın sanat güneşi Murat Orgun’ la uzun zamandır röportaj yapmayı düşünüyorduk. Gerek kendisinin ve gerekse bizim yoğunluğumuzdan bir türlü nasip olmadı. Fırsatı bulmuşken şeytanın bacağını kırdık ve Liv Suit Otel’ deki sahne öncesi Murat Orgun’ la kısa bir söyleşi yaptık. D.M: Murat Bey, kısaca kendinizden ve müziğinizden bahseder misiniz? Murat Orgun: Diyarbakırlıyım. Alaylıyım, eğitimimi dışardan aldım. Biraz klasik olacak ama çocukluk aşkımdır müzik. Büyük bir Emel Sayın hayranıyımdır. Hayattaki tek idolümdür Emel Sayın. Ondan büyük feyz alarak bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Değerli dinleyicilerim benden şarkı dinlemeyi seviyorlar. Ben de onları çok seviyorum. Artı ile eksi gibi birbirimizi tamamlıyoruz sahnede. Mühim olan insanların buradan mutlu ayrılması. Benden haz alıp sahnemden öyle ayrılmaları. D.M: Murat Bey sadece sanat müziği icra ediyorsunuz, yanılıyor muyum? Murat Orgun: Evet genelde sanat müziği okuyorum. Aslında piyasadaki güncel eserlerden arabesk, fantezi olsun, Türk Halk müziği olsun, tadımlık okuyorum ama öncelikle hep sanat müziği okuyorum. Onu icra etmeye çalışıyorum. D.M: Sizin için Diyarbakır’ ın sanat güneşi diyorlar. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Murat Orgun: Evet Diyarbakır’ ın sanat güneşi diyorlar bana. Bu benim değil insanların bana layık gördüğü bir şey. Ondan dolayı tabi ben de çok mutluyum bundan. D.M: Diyarbakır’ da halkın sanat müziğine ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Murat Orgun: Son iki yıldır sanat müziğine olan ilgi biraz daha artmış durumda. Bunda benim de katkımın olduğunu düşünüyorum. Bu konuda mütevazı olmayayım artık, yaklaşık 25 yıldır sahne hayatım var. D.M: Sahne çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz? Murat Orgun:  Ben her cumartesi Liv Suit Otel’deyim. Her cuma günü Leman Kültür Cafe’ deyim ve her çarşamba Liv Suit Otel’ de devam ediyorum şu an. Başka şehirlerde de programlara gidip geliyorum.15 gün olsun, iki ay olsun turnelere gidip geliyorum. Hayatım böyle devam ediyor. D.M: Murat Bey bize zaman ayırdığınız için teşekkür ediyoruz.  Bir dahaki sefere daha geniş çaplı...